'dost' ile Etiketlenmiş Yazılar

Yaşasın! Sonunda Benim De Ayakkabım Patladı…

Gerek iş hayatındaki azmi, gerekse toplumsal fayda odaklı çalışmalarındaki özverisi nedeniyle çok sevdiğim; ve bir o kadar da saygı duyduğum bir ağabeyim vardı… Kendisiyle iki-üç yıl oldu görüşemiyoruz… Gecenin 03:00′nde o beni arar; “üstad toplantı yeni bitti falan şehre geçiyorum; bir sesini duyayım dedim” diye girer söze, yarım saatten aşağı olmayan sohbetlerle haberdar ederdi kendinden. Ve tabii ki bir çok arkadaşım-dostum gibi aynı sitemle bitirir görüşmeyi; “hani arada sesini duyursan da cennetlik olmuş saadeti yaşasak…”

Peki bu ağabeyimin, patlayan ayakkabımla ne ilgisi var?

Hem de çok ilgisi var…

Bu sabah evden çıkarken annem farketti; altı yıldır giydiğim ayakkabılarımın sol teki yandan patlamıştı. Annem “n’olcak şimdi? ne parana ne zamanına kıyamadın bak patladı işte sonunda; takımın da iyice eskidi… Biraz dikkat et kendine; böyle mi çıkıyorsun sen o insanların karşısına vs. vs. vs.” diye söylendi durdu. O söylene dursun, benim yüzümde, bana çok tat veren bir gülümseme vardı… (Tabi annem buna da sinirlendi ya neyse…)

Beni gülümseten şey, ayakkabımın patladığını görünce anımsadığım -o bahsettiğim ağabeyimle aramızda geçen- hoş bir sohbetti.

- Çok uzun ve çok keyifli bir sohbetti; delisin diyip, bu deliliğin neden en güzel şey olduğunu açıklamıştı etraflıca…Oldukça zaman geçtiğinden; hatırladığım kadarıyla aktarıyorum…

“Seni bilirim Münteha, delisindir; ki ben benim gibileri severim daha çok. İş dendi mi, sorumluluk dendi mi , değer dendi mi gözün başka şey görmez… Kardeşinle en son ne zaman oturup da sohbet ettin evde rahat rahat? Ya da sırf öylesine gezmek için en son ne zaman bir yerlere gittin? En son ne zaman mecbur olmadan üstüne başına bişeyler aldın? Hatırlayamazsın. Çünkü sen delisin!”

- Çok iyi hatırlıyorum; lafını bitirdiği anda “yani?” demiştim açıklaması için….

“Bak cengaver, bugün şahsi menfaatlerin için çalışıyor da kasanı dolduruyor olsan; akıllı derdim. Ama senin yaptığın iş “deli” işi.  Sen de çok iyi biliyorsun ki senin farklı yerlerde farklı şeyler için çalışıp çok güzel gelir ve statü elde etmen mümkün. Ama sen ne yapıyorsun? Yok sosyal artı, yok ortak payda, yok artı değer; vs. vs.”

- Ağabeyimin, bana herkesin sürekli olarak verdiği nasihatlarden birini vereceğini zannederken…

“İşte bu yol doğru yol üstad! Sana, yaşayacaklarından bir kaçını aktarayım bak… Bir kere özel hayatını unut sen kardeşim; senin gibi hem işkolik hem değerkolik bir adamla kimse uğraşmaz. He eğer bir gün karşına benim eşim gibi bir deli daha çıkarsa; o başka… Ama sen sen ol; sakın sen kimsenin günahına girme. Varsın seni tanıyan seni bilen, kendisi girsin hayatına; yoksa bunun sorumluluğunu kaldıramazsın! Öyle dostlarınla, arkadaşlarınla gezip tozup eğlenmeyi de unut; sen ancak “bir iş için” – “bir değer için” oturur-kalkarsın insanlarla… Eğlenmek sana göre değil; zira bilmezsin de… Mesala sen bilir misin dans etmeyi? Bilmezsin tabii…”

- Ve işte bugün anımsadığım o cümle…

“Elin yüzün düzgün, giydiğini de gösterirsin maşallah; ama şimdiden hazırla kendini beş yıllık takımlar giymeye ve on yıllık ayakkabının topuğu parçalandığında bir yerden bir yere geçerken iki dakika bir ayakkabıcı bulup da tamir ettirip yola devam etmeye…”

Sonunda ayakkabım da parçalandı Mehmet ağabey… Ve az önce işe gelirken yapıştırttım patlayan yanını…

Ve şuan tam olarak nasıl ifade ettiğini hangi cümleleri kurduğunu hatırlayıp da aktaramıyor olsam da, söylediğin hemen hemen herşey aynen de o şekilde bir bir karşıma çıkıyor… Her seferinde de gülümüsüyorum; ve seni yad ediyorum.

Aynen dediğin gibi, çok güzel insanlarla tanıştım bugüne kadar; ve tanışmaya da devam ediyorum. Aynen dediğin gibi dostlarım ve arkadaşlarım o kadar çok ki; sırtım yere gelmez diye düşünüyorum. Aynen dediğin gibi, para konuşulmasından halen rahatsız oluyorum; değer ne? kime ne değer üreteceğiz? diyorum… Aynen dediğin gibi “olmaz” diyenlere bir çok kez gösterdim “olur”u…

Ve aynen dediğin gibi, hala dans etmeyi bilmiyorum…

Bir şey daha var Mehmet ağabey;
bir deli de beni buldu biliyor musun?

Not: Ağabeyimin adı Mehmet değil; kendisinden bahsettiğimi okursa bana çok kızacağından, “hiç olmazsa takma adla anlattım seni ağabey” diyerek kurtulmaya çalışacağım.


Sokakta giderken kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım anlarda insanların beni deli zannedeceğini düşünüp gülümsüyorum.(Orhan Veli)

Kategoriler

Twitter’dan