
Avrupa’nın uygulamada en gelişmiş taksitlendirme imkanlarını sunan perakende pazarlarından biri olan ülkemizde bankalar kredi kartlarına büyük yatırımlar yapmakta ve bu yatırımın geri dönüşünü tatminkarlık üstü seviyede almaktalar. Üniversite öğrencilerine kart dağıtılması, limitler vb konular tartışıla dursun; Türkiye’de geçen yıl kredi kartlarıyla 109 milyar 159 milyon YTL’lik işlem yapıldı. Bu işlemlerin %9’u nakit çekim, %91’BKM’nin (Bankalararası Kart Merkezi) vrilerine göre 2005 yılından 2006’ya işlem hacmi %26 arttı ve kredi kartı sayısı da 32 milyon 433 bin adede ulaşmayı başardı. Banka kredi kartları nicel ve nitel olarak böylesine gelişirken bazı mağazaların çıkarttıkları ve sisteminden pazarlamasına kadar her kademesini kendileri organize ettikleri özel taksit kartları da göz ardı edilemeyecek kapasitelere ulaşmış durumda! Öyle ki büyük yarış içerisinde olan bankaların, üye ve işlem hacmi çığ gibi büyüyen bu özel mağaza taksit kartlarını kendi bünyelerine çekebilmek için yoğun girişimlerde bulundukları da piyasada dolaşan bilgiler arasında. Mağazaların kendi kredilendirme kartı olmasının bu mağazalar açısından tartışılamayacak bir güç oluşturduğu aşikar; “bilgi=güç” denkliğinin yeni dünyada genel geçerliği düşünüldüğünde müşterilerinin tüm bilgilerini kendi database’lerinde barındırmaları durumu, bu gücün görünen yüzü.Satış yönünden bakıldığında bu kartların müşteriyi mağazaya bağladığı ve sürekli alışverişe yönelttiği görülüyor; bunu sağlayan en önemli uygulama ise müşterinin aylık ödemelerini mağazaya gelerek yapıyor olması. Her ay mağazaya gelmek durumunda olan müşteri, sadece ödeme yapmakla kalmayıp istek dışı da olsa yeniden alışveriş yapıyor. Zaten sırf müşterinin ödeme için her gelişinde alışveriş yapması için kredi birimleri/kredi kasaları mağazanın katlıysa üst katlarında, tek kat ise arka kısımlarında konumlandırılarak müşterinin reyonlardan geçerek hiç olmazsa ürünlerle göz temasına girmesi sağlanıyor. Müşterilerin heryerde geçerli olan banka kredi kartları varken bir de bu mağazaların kartlarını almasının da tabii ki bir nedeni var; kampanyalar! Mağazalar kendi taksit kartlarıyla yapılan alışverişlerde, banka kredi kartlarına uyguladıklarından daha avantajlı daha esnek ödeme imkanları sunuyorlar. (bknz: tablo 1)
Bu uygulamayı yıllardır sürdüren mağazalar taksit kartlarının pazarlaması için çok fazla maliyetlere katlanmaktan da geri durmadırlar. İlk başlarda kart başvurularına cevap vermede daha seçici davranan mağazalar taksit uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte başvuru kabullerinde esnek olmaya başlayınca pazarlama çalışmaları daha da hızlandı.
Zaten artık belli bir düzeye gelmiş taksit kart üye portföyünü daha da genişletmek için gerçekleştirilen pazarlama organizasyonuna gereken eleman istihdamını ve bu elemanların pazarlama çalışmalarının maliyetlerini büyük ölçüde ortadan kaldırıp yerine getirisiyle, götürüsünü karşılmakla kalmayıp kara geçirecek birden çok yolu var aslında!
“TAKSİT KARTI MÜŞTERİLERİN PAZARLAMASI”
Mağazaların bu özel taksit kart uygulamaları için hazırladığım “taksit kart geliştirme paketi”nin fonksiyonlarından biri “her kart sahibi müşteriyi kart pazarlamacısı konumuna getirirken” paketin diğer bir fonksiyonuyla eş zamanlı çalıştığı için aynı zamanda “kart işlem hacmini de artırıyor.” 2003 yılında hazırladığım bu paketin birileri tarafından halen mağaza taksit kartlarına adapte edilip uygulanmamış olmasına şuana kadar bir çok kez “ben dediydim” konumuna düşmüş birisi olarak şaşırıyorum gerçekten. Düşündüğünüz,kurguladığınız projelerin siz daha piyasaya girmeden önce uygulanıyor olması eğer benim gibi halen öğrenciyseniz çok da sorun olmuyor; “kökü bende nasıl olsa” mantığı J Hatta projelendirme/geliştirme yetinizi uygulamacıların sayesinde sınamış oluyorsunuz… Taksit kartlarını müşterilerin pazarlaması, mağaza ve ikili cephe olarak müşterilerden oluşan üçlü bir kazan-kazan-kazan sistemi üzerine kurgulanıyor; ancak bu uygulama için iki ayrı fonksiyonun kart sistemine dahil edilmesi ve kampanyaların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Getiri-maliyet hesapları ve veri kaynaklı öngörüler ile kurgulanan stratejik bir sistemin “müşteriyi pazarlamacı konumuna oturtmasıyla” kendinden motorlu bir işleyiş ile müşteri sayısını ve işlem hacmini –dolayısıyla da kazancı- artırmak işten değil…
















