MAĞAZACILIKTA KARİYER – 30 Mart 2007
Mağazacılık alanında çalışmanın zorluklarından en önde olanı fiziksel dayanıklılıktır; çünkü mağazalarda çalışanlar günde sekiz ila on saat arasında bilfiil ayakta ve canlı kalabilmelidirler. Bazı mağazalarda bu süre oniki saate kadar uzakmaktadır. Hatta bayram sezonları ve özellikle bağzı mağazaların özel sezonlarında –okul kıyafeti sezonu gibi- dayanma gücünü zorlayıcı mesai saatleriyle karşılaşabilmekte. Öyle ki onbeş gün izin kullanmaksızın full mesai yapmak zorunda bile kalınabiliyor. Normal süreçlerde –firmadan firmaya farklılık gösterse de- genel olarak vardiyalı (shift) mesai uygulanır; [DEVAMI]
İNDİRİLEN SADECE FİYATLER DEĞİL! – 14 Temmuz 2007
Global oyuncuların birbiri ardına Türkiye perakende sektörünün önündeki pastaya ortak olmasıyla birlikte, birçok olumlu değişimin yanı sıra –maalesef ki- olumsuz nitelikte ve sonuçta değişimler de gerçekleşmekte. Bunlardan birisi de şüphesiz ki “indirim dönemleri!”Aslında indirim dönemleri hem tüketici hem de perakendeci açısından fayda sağlama amaçlı bir uygulama olsa da “düzensizlik/takvimsizlik halinde” çok taraflı kayıplara yol açmaktadır. [DEVAMI]
AVM’LERE DOĞUM KONTROLÜ – 16 Ağustos 2007
Bu gidişatla karşılaşılacak kaçınılmaza yukarıdaki satırlarda değinmiştim; milyon dolarlarca yatırım ile ortaya çıkan bu AVM’lerden optimal oksijeni kapan yaşamını devam ettirecek, diğerleri hayata veda edecek! Peki ne var bunda; serbest piyasaların hepsinde gayet doğal ve sıkça rastlanan bir durum bu diyeceksiniz ama ben burada itiraz edeceğim! Batacağını bildiğimiz bir yatırıma neden izin veriyoruz? Serbest piyasa! Hayır, bunun cevabı kesinlikle bu kadar basit değil [DEVAMI]
DEVRİM GİBİ DEĞİŞİM : CAPİTOL – 27 Ocak 2007
1993′te ilk açıldığında Anadolu yakasında büyük ses getirmişti Capitol, hele açılışındaki insanlarla dans eden robot aktivitesi oldukça ilgi çekmişti. Ne var ki Capitol bu çıkışındaki etkiyi ilerleyen süreçte mağazalarının cirolarına yansıtamadı, bunda eski Capitol yönetiminin pasif tutumunun etkisi yok değil ancak büyük çoğunluk sorunun lokasyonda olduğunu düşünüyordu! Her ne kadar Capitol’ün kurulduğu Altunizade mevkii transit geçiş noktası olarak yoğun olsa da insanların alışveriş amaçlı pek de gelmeyeceği bir yer olarak görülmekteydi [DEVAMI]
PATLAMAYA HAZIR BİR MARKA – 17 Mart 2007
Üç-dört yıl önce bir dostumuzun ortağı olduğu çok katlı giyim mağazısının açılışında tanıştığım bir markaydı DeFacto. Triko reyonunu gezerken DeFacto’nun ürünleri reyonda –tabiri caizse- biz de burdayız diye bağırıyordu; Seven Hill – Rodi – LCW vb markaların bulunduğu standların hemen yanında ismen daha önce hiç duymadığım bir marka olmasına rağmen ürünlerindeki gözle görülebilir kalite ve trend tasarım başarısıyla kendine, pazarda yerine oturmuş markaların yanında yer edinebilmiş yeni bir alternatif şeklinde düşünmüştüm. [DEVAMI]
TEZGAHTAN MI BESLENSEK – 7 Aralık 2007
Bu soruyu Ram Charan’a sorsak gözleri parıldıyarak “kesinlikle!” diye cevap vereceğine eminim. Neden? Çünkü Ram Charan’ın bugünkü konumuna gelirkenki arka planına baktığınızda “Harika, gerçek bir eğitim, gerçek bir okuldu benim için.” dediği ve “O günlerin bugün bulunduğunuz konuma etkisi oldu mu?” sorusuna verdiği “O zaman edindiklerimi hâlâ ama bugün daha büyük bir ölçüde kullanıyorum.” cevabıyla karşılaşırsınız. “O günler…” diye ifade edilen zaman diliminde, bugün CEO’ları peşinde koşturan Ram Charan, Hindistan’da ailesine ait ufak bir ayakkabı dükkanındaydı… [DEVAMI]
FARKLILAŞ BAKKAL AMCA! – 2 Aralık 2007
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün belli sektörlerde bir ütopya olduğu ve bu nedenle birbirini takip eden sıçramalar ile kısa dönemli üstünlükler elde etmeye çalışmanın ve bu kısa dönemlilerin yekününde de uzun dönemde rekabette üstün konumda olmanın gerçeklenebileceği, altı çizilen teorilerden biri. “Bolluk”un söz konusu olduğu sektörlerde en mantıklı strateji de bu şahsi kanaatimce. Gıda ve ihtiyaç malzemeleri perakendeciliğinde durum oldukça karma bir yapıya sahip. Bakkallar, süpermarketler, hipermarketler derken sınıflar içi rekabet ve sınıflar arası var olma (yaşamını sürdürme) hamleleri agresif halde… [DEVAMI]
AH KİĞILI VAH KİĞILI! – 27 Ocak 2007
Evet kiğılı’nın kalite-style kanalından ziyade fiyat ve kampanya kanallarıyla rekabet ettiğini biliyoruz ama yine de markayı bu kadar da aşağıya çekmek şahsen bana pek mantıklı gelmese de “şirketin marka konumlandırmasıdır” diyerek geçiyorum ama benim takıldığım asıl konu şu : Kiğılı hangi mesajı nereye vermesi gerektiği konusunda oldukça büyük bir abesle iştigal içerisinde.”doğru ürün doğru zaman doğru fiyat” Bu sloganı müşterilerine değil organizasyon ekibine empoze etmesi gerekir… [DEVAMI]
TÜRKİYE’DE ESPRIT – 6 Şubat 2007
Gerçekten başarılı bir organizasyona sahip olan Esprit’in en büyük güç kaynaklarından birisi şüphesiz “tasarım ekibi”; trendleri yakalamaktan öte trend oluşturan bir marka konumunda. Üretimlerini fason yaptırarak tüm enerjisini tasarım ve pazarlama organizasyonuna yöneltmeleri “dünya çapında bir marka” olmalarında kritik stratejilerinden… 2001 yılına kadar Türkiye’de yüksek adetlerde üretim yaptıran Esprit, ülkemizde maliyetlerin yükselmesiyle Avrupa’nın yeni gözdesi olan ve bu Avrupalı markaların (özellikle Alman firmalarının) büyük talebiyle hızla kaliteli hazır giyim üretim vadisi haline gelen Bulgaristan’a iş vermeye başladı. [DEVAMI]
Gecenin üçünde blog’uma yapılan bir yorumla birlikte ilk girişimcilik tecrübemi yaşadığım 2000-2001 yıllarına geri döndüm. . . Her ne kadar üslup olarak pek kayda değer bir yorum olmasa da güzel bir paylaşıma vesile olarak aşağıdaki satırları yazmamı sağlamış oldu. (Lise dönemindeyken dershanedeki danışman hocamın bir sözünü anımsadım bu vesile olma durumuyla ilgili: “Odun bile yerine göre işe yarar!”)
“Teşekkürler”
Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir. (Kızılderili Atasözü)



Ben yalnızdır, “ben” tek elle araba kullanmaktır, tek ayakla seke seke ilerlemeye çalışmaktır. Tek gözle görmek, tek kulakla duymaktır.















